Eskiler

Bu gün eskilerle ilgili bir gündü. Eski seramiklerim, eskiz defterlerim, eski faturalar gibi pek çok şeyle karşılaştım bu gün. Dolayısıyla yazacak bir şey de çıktı.

Bulduğum eski seramiklerimlerinden bazıları bunlar.  Yapım yılı 1998 olmalı. Neredeyse 20 yıl geçmiş.

.

.

Yukarıda gördükleriniz benim yüksek lisans işlerim. Çanak formuyla, formun yumuşaklığı içine sert çizgiler kullanarak neler olabileceğini araştırdığım bir dönemdi. Bunlar ilk yaptığım seramikler değil elbette ama ilk profesyonel seramiklerim olarak düşünülebilir.

Bunları alıp okula getirdim. Okulda da bir arkadaşım bunları görünce şimdiki çalışmalarıma ne kadar benzediğini fark etti. Doğrudur, uzun dönem bunlarla uğraştım. Ama artık başka taraflardayım.

Yine aynı dönemden bulduğum bir kaç çalışmada şunlar:

.

Çanağın içinde bir el var.

Aşağıdakiler ise Macaristan çalışmalarım, oradaki sergimden. 2000 yılından.

.

Bulduklarım sadece bunlar değil elbette. Lise ders kitaplarımı buldum. Kitapların sayfalarının arasında birçok şey bulmanın yanısıra o dönem heavy metalci olduğum için bol bol slayer stickerları, defter kaplarımda Def Leppard, Metallica poster kaplamaları gibi şeyler buldum. O günleri hatırladım. Neler düşündüğümü, neler yaptığımı, nasıl olduğumu hatırladım. Tuhaf duygular bastı içimi.

28 Ekim 2017, Ankara

Reklamlar

İki Güzel Sergi

DENİZ ONUR ERMAN: “SİYAH KUĞU/BEYAZ KUĞU” ve BOŞLUK

Bu hafta iki güzel sergi gezdim. Bunlardan bir tanesi Deniz Onur Erman’ın “Siyah Kuğu/Beyaz Kuğu” sergisi.  Diğeri ise “Boşluk” Sergisi.

Yaz tatilini geçirdim. Güzel de bir tatil yaptıktan sonra döndüm. Şimdi içimde yeni işler yapmak hatta bir sergi açmak isteği var. Bu istek insanı ister istemez sanata aç bir hale getiriyor. Güzel sergiler görmek bu açlığımı biraz olsun azaltıyor ama yetmiyor. Okumaya devam et “İki Güzel Sergi”

Görsel

Diatomlar

Plastik sanatlar için form içeriğin taşıyıcısıdır. Sanatçının ortaya koymak istediğine göre şekil alır. Ancak form fikri gökten zembille inmez. Sanatçının yaratıcı süreç içerisinde gözlemlediği, bulduğu ya da daha önceki tecrübelerinden ortaya çıkan bir biçim üzerine şekillenir. Dolayısıyla çok açıktır ki sanatçı çevresindeki herşeyi gözlemleyen, bilen bir algılama biçimine sahip olmalıdır. Bunun içinde en bulunmaz kaynak çevresindeki gerek insan yapısı gerek kendiliğinden oluşmuş doğa ve onun parçalarıdır.
Geçmişten günümüze sanatın yaptığı da budur; çevresindeki doğayı ya da doğanın parçalarını ele alır ve aktarmak istediği içeriğe göre yeniden şekillendirir.

Okumaya devam et “Diatomlar”

ArtBasel’den Cooking The World

İnteraktivitenin gözünü seveyim. Sergiye gitmeden sergi görmek iyi oluyor bu sayede. Bu  gün internette amaçsızca dolaşıyordum. Facebookta artbasel sergisi ile ilgili ilginç bir paylaşım gördüm ve takıldım peşine. Makalede artbaselden seçilmiş birkaç iş ve yorumları vardı. Sonrasında da instagramda artbasel diye tıklayınca bazı çalışmaları da görme fırsatım oldu. Paylaşayım dedim. Okumaya devam et “ArtBasel’den Cooking The World”

VI. Macsabal Symposium

Macsabal Symposium was held here in Hacettepe University, Department of Ceramics. This is the 6th symposium organized by Mutlu Başkaya and Kim Yong Moon. This time I attended to the symposium as an artist. It was a good experience for me since I have not attend to any symposium for 3 years after “Ceramic Laboratory” symposium which was held in Latvia by Valentins Petjko. It was a good experience. The best part of this experience is I am at home. Okumaya devam et “VI. Macsabal Symposium”