“Hadi”

Hadi kelimesi ile ilgili  mutlaka birşey yapmam lazım. Sanatsal ve etkileyici birşey olmalı. Bunun başlıca nedeni de bu sözü son günlerde ve çok sıklıkla kullanıyor olmam. Sıklıkla dediysem bu kelimeyi sabahtan akşama kadar 40 defa kullanmak zorunda kalmam.

Konuyu açayım.

Çınar’la ilişkimiz sürekli “hadi” boyutunda ilerliyor. Sürekli bir yerlere yetişiyoruz. Ya okula ya havuza ya da spora yetişiyoruz.  Sürekli bir yerlere yetişiyoruz. Sonuç da ister istemez işler “hadi” boyutuna vardı. Hatta geçti kızgınlık boyutlarına vardı. 

İnsanlar hayatlarında bir yerlere yetişip durmak zorunda. Bu konuda yapacak bir şey yok. Ama geç kalmamanın önemini bilmeyen, zamanın kendisi için farklı aktığı oğluma sürekli hadi demek zorunda kalıyorum. 

Ona stress yüklemek de istemiyorum. Biraz rahat olsun istiyorum ama bu pek mümkün olamıyor bu. Peki çaresi ne?

Sorumluluk duygusunu tam olarak öğrenebilme olgunluğunda değil. Sebep sonuç ilişkilerini çok kısıtlı bir çerçeve içinde algılayabiliyor henüz. Bu durumda yapacak pek bir şey yok. Dayanacağız. Ama dediğim gibi bu hadi kelimesi ile ilgili mutlaka bir iş yapmalıyım.

7 Ekim 2017, Ankara

Reklamlar

Durum Güncellemesi: 16 Eylül

En son “Döndük Dolaştık Geldik gene” demiştim bir önceki blog yazımda. Evet geldik ve adapte olmaya çalıştığımız bir zaman dilimi söz konusu oldu. Bu zaman dilimi içinde çeşitli jüri üyelikleri ve sınavlar söz konusu olmanın yanısıra, üniversitemdeki odamı toplamak gibi başlangıç aşaması işlerle uğraştım. Önüme bir takım hedefler koydum. O hedeflerle ilgili planlamalar yaptım. Ama bütün bunları yapar ve planlarken önümde bir yığın halledilmesi gereken şey olduğunu görünce canım sıkıldı biraz. Nereden başlayacağını bilmemek de durumun bir parçası gibi gözüküyor. Okumaya devam et “Durum Güncellemesi: 16 Eylül”

Smash Hit

Tanıştırayım, oğlumun ve benim başımın yeni belası. Çınar da ben de deli gibi bunu oynuyoruz. Oynamadığımız gün yok gibi. Zevkli bir oyun. Toplarla kristalleri kırarak top kazanıyor ve oyunda devam ediyoruz. İşin ilginç tarafı Çınar bunu harika oynuyor. Hatta oyunu daha iyi oynamak için youtube videolarını izliyor ve bütün numaralarını öğreniyor. Dahası “baba sen bilmezsin, bak o öyle” diye bana caka da satıyor.

😊

28 Ağustos 2017, Bodrum

Akşam Saatleri

Sabahtan akşama kadar vakit geçiyor. Nasıl geçtiği de belli değil. O işi yap, bunu hallet derken akşam oluyor ve bu güzel saatler geliyor.

Herkes yemek yapıyor evinde. Sitede türlü çeşitli yemek kokuları geliyor her yerden. Biraz sonra da kaşık çatal sesleri başlar. Ardından doymuş bünyelerden yükselen kahkahalar. Sonra bir kısım sakinlik isteyenler ellerine hortumları alıp çiçek sulamaya başlar.

Derken gece iner. Sitenin ışıkları yanar. Kimi yerden okey taşı sesleri, kimi yerlerden çizgi film sesleri derken gece olur ve yatılır.

Gece ve sivrisinek derken sabah olur ve bir başka gün daha başlar. Bu böyle sürer gider işte…

25 Agustos 2017, Bodrum

Bodrum Depremleri 

Sallanıp duruyoruz gari. Doğrudur. Ne yapalım. Birşey yapılamaz ki. Deprem işte. Neyseki biz gelmeden önce oldu 6.5 lik deprem. Can kaybı yok, yıkılan eden yok. İyi. İyi ama hala sallanıyoruz. 

Annem her depremden sonra arıyor. Canım annem. Medyada yazılanı çizileni okuyor ve endişeleniyor haklı olarak. Ben de kendisine endişelenecek birşey olmadığını söylüyorum. 

Korkudan korkmaktır endişe. En doğal insan duygusu. Ben de korkmaktan korkuyorum aslında, depremden değil. 

Buraya geldiğimden beri olan 5 deprem karşısında kalp atışlarım bile hızlanmadı. Oturduğum yerden bile kalkmadım. 

İyi bir sınav veriyorum aslında. 1999 depdeminden beri bu konuda normal olmadığımdan endişe ederdim. En küçük bir sallantıda yerimden fırlayan ben ve kalbim artık böyle tepki vermiyoruz. Bunun başlıca sebebi de depremin türü.

Burada olan deprem sağa sola sallamıyor. Düşey atılımlı. Büyük bir gürültü oluyor ama fazla sallantı olmuyor. Gürültü bir süre sonra da bitiyor. O yüzden sıkıntı yok. 

Evli değilken, yıllar önce buraya tek başıma gelmiştim. Günlerce güzel güzel yaşadıktan sonra Gökova başlamıştı gene sallanmaya. Uykumdan uyanmış birkaç hamlede kendimi bahçeye atmıştım. Çok korkmuştum. Birkaç gün eve girememiş, önce arabada sonrada balkonda yatmıştım. Komşular beni sakinleştirmişti. Yalnızlık ve korku duygusunu o günlerde dibine kadar yaşamıştım. Ama o deprem 5 den fazlaydı.

Bu 6.5 lik depremde de babam buradaydı. Yalnızdı. Ne yaşadığını bu yüzden biliyorum. 

Deprem uzmanları ne diyor diye şöyle bir arandım internette. Ses yok. 6.5 lik depremin ardından bol bol laf var ama yeni depremlere ilişkin tık yok. Belirlemeler şöyle :

6.5 lik depremden daha büyük bir deprem olmaz, enerji boşaldı. Tamam ama Kos ile Bodrum arası boşaldı. Rasathane verileri deprem hareketliliğinin doğuya yani Çökertme tarafına kaydığını gösteriyor. Oradaki faylar ne üretir. Bu konuda tık yok. Hadi hayırlısı. 

Hayat da gayet normal burada. 

9 Agustos 2017, Bodrum

Çiçek Böcek

Aslında çiçek böcekle çok fazla ilgim yoktur, daha doğrusu yoktu. Hayat değiştikçe, yaş ilerledikçe, haberleri hayattan çıkarınca insan çevresindeki güzellikleri daha fazla görmeye başlıyor, onların önemini daha derin kavrıyor. 

Tatildeyiz. Kafa boşaltmaya, ailecek iyi vakit geçirmeye geldik buraya. 

Burada beni ilk karşılayan şey her zaman güzel çiçek kokuları olur. Bahçemizde olan yaseminlerin kokusu beni benden alır. Tatil evimize geldiğimi hissederim. Öyle güzel bir kokudur ki bu. Daha sonra da komşunun bahçesinden gelen adını bilmediğim bir başka çiçek kokusu gelir burnuma. Burayla ilk karşılaşmam hep böyledir. Mutlu olurum. 

7 Agustos 2017, Bodrum