Köşeli Jeton

Bu gün bir pazar akşamı. Bi kafede oturuyorum. Yalnız başıma. Ertesi ve daha ertesi günlerin neler getireceğini düşünüyor, plan yapmaya çalışıyorum. Bu duygular içinde kahvemi yudumlarken, yanıma 70 yaş üzeri bir kaç adam geldi.

Önce iki kişiydiler, masalarına sığıyorlardı. Neden sonra başka biri daha geldi. Oturacak yer bulamadı. Karşı sandalyem boş. Baktım doğru dürüst adamlara benziyorlar “buyrun buraya oturun” dedim, masama davet ettim.

Apartman toplantısı yapacaklarmış burada. Kendi aralarında söyleşiyorlardı. Mesafe yakınlığı dolayısıyla konuşmalarını dinledim elimde olmadan.

Birisi telefonu açtı, konuştu, telefonu kapattı ve yanındaki adama “yaw” dedi “bunun da jetonu köşeli” dedi. İçimden gülümsedim, çünkü geçenlerde öğrencilerimin birisine anlatacağımı anlattıktan sonra bana garip garip bakması üzerine “ne oldu? Jeton düşmedi herhalde” diye espiri yapmıştım. Çocuk hiç anlamamıştı espiriyi.

Doğal olarak,

Onların hayatında hiç jeton diye birşey olmadı ki. Bırakın jeton olup olmamasını jeton nereden düşerdi ki. Hiç biri jetonlu telefon görmedi hayatlarında. Espiri anlamsız oldu. İşte masaya oturan adamın espirisi beni bu yüzden gülümsetti ama düşündürdü de.

Adamların konuşmaları devam etti. Konu sağlıktı. Birisinin eşi yürürken çok zorlanıyormuş. Doktora gitmişler. Doktor bir tedavi uygulamış ama hiç bir şey değişmemiş. Hah dedim. Şu sıralarda en çok maruz kaldığım konu bu. Bir baktım ki söyleyeceklerim var. Çünkü alternatif bir şeyler biliyorum.

Niye biliyorum.

Hayatımın içinde var da ondan.

Niye hayatımın içinde var? Çünkü insanın anne babası var. Ve eğer varsa anne baba, insanın hayatında bu tür bilgiler de olmaya başlıyor. Biz gençken, sokaklarda fink atarken onlar kendi anne babaları ile uğraşıyorlardı. Şimdi artık onların anne babaları yok. Şimdi bizim anne babalarımız var. Artık sıra bizde ve insan ister istemez öğrenmeye başlıyor. İşte bu yüzden adamların söyleyeceklerine ekleyeceklerim oluyor.

Geçen gün bir abimle Çınar hakkında konuşuyorduk. “Şimdi bunlar büyüyecek, üniversiteye gidecek, aşık olacak, evlenecek, çocukları olacak…” derken ben araya girip “bu arada biz ölmüş olacağız” diye bir ekleme yapmadan edemedim. Zira benim oğlumla aramda neredeyse 40 yaş fark var.

Herneyse lafı uzatmıyayım. Belli ki hayat böyle bir şey işte. Birisi bırakırken birisi devralıyor bayrağı. O da kendinden sonra gelene devrediyor bayrağı.

Kimisi doğarken kimisi ölüyor. Olay böyle işte
.
Ama bu arada önemli olan iyi, anlamlı, sağlıklı, mutlu bir hayat yaşamak.

Not: Bugün 1 Nisan dünya şaka günü ve düşündüklerime bak. 🙂

1 Nisan 2018
Ankara

Reklamlar